Kurban bayramınız kutlu olsun...(ölümüne seyahat )
-Ben ne kadarını yazabilirimki... -Ben bavula girme sakın derim -Ben her koyun kendi bavulundan derim -Ben koyun derim -Ben koymuyum derim -Sen fazla konuşma bayram muhabbetinin içine ettin olayı yine koyunuza getirdin -Sen de kurban olamcılara takıl bavula tıkıl kardeşim
-Boş konuşmak güzeldir ama boş yazı yazmak zordur!
-sen ne diyo ula deli?
-Zor diyorum kardeşim anlasana kardeşim şimdi bu yazıyı nasıl bağlayacağım diye kurdeşen döküyorum, böle bir iddiada bulunduk ama ne yapacam bilemiyorum
-yarın hava sisli olacakmış
-hah tamam işte ben de onu diyordum ne yapacağız yandık öldük bittik
-evet, hava raporunun en önemli gündem maddesi olduğu haberlerde ilk olarak havalardan bahsetmenin gelenek haine getirildiği bir ülkede yaşamanın mutluluğu hiçbir yerde yoktur
-neresi orası?
-burası orası, bizim hava şartlarının zorluğundan başka bir derdimiz mi var? Rahatımızı bir tek havalar bozuyor yoksa mutluluktan nerdeyse öleceğiz,
-hava raporu okuyanların artist gibi şöhretli olması da bundandır demi?
-ben hatırlarım bir Ali Esin vardı radyodan olsun Siyah beyaz TV den olsun o sunardı, kafa adamdı,
-Ama söyledikleri çıkmaz diye sallanmazdı
-sallanmasa da o abimiz sevilirdi, hava raporu zaten sallanmazdı havanın ne önemi var durumu vardı
-O değil de ben daha da konuyu bağlayamadım
-Bağlanacak bir şey zaten yok kardeşim boş yazı demedin mi?
-neyse nasıl olsa yazdığımız yer blog yani bir bok değil blog salla gitsin
-Öyle deme lan ciddiye alanlar var
-lan ciciye alsalar ciddi ciddi yazsınlar, en çok kafayı taktıkları şey blogdan nasıl para kazanırız mevzusu, gören de bloglarını bir bok zanneder
-Hadi yazdın, daha da ne diyeceksin; bir tepki gelsin be kardeş,
-Boş ver o zibidileri de biraz da Bünyamin’den bahset hani havayı koklayan adam var ya!
Sanayi mahallesinde tasmasız pitbullar; bizim İbo buraya hayatta gelemez!
-Bu köpeğin modeli ne kardeş?
-Pitbul abi
- ne yani şimdi bu; hani çenesi bilmem kaç ton basan köpek mi?
-evet, abi bunlar var ya canavar, senin korktuğunu anlamasın; amanın dersin
-amanın, sen ikile kardeş ikile
-bizim İbo burada olsa yanmış; geçen Beşiktaş’ta yürüyoruz küçücük bir fino İbo’ya havlamaya başladı, İbo aynen Yusuf durumlarında, ne iş İbo dedim “aman hocam bende köpek kokusu var” dedi, her türlü köpek bunun yanından geçsin havalarmış, İbo dedim bizim sanayide pitbullar tasmasız dolaşıyor, hem de bunları çocuklar dolaştırıyor, aman hocam hepsini toplasınlar eşek adası gibi pitbula adası yapsınlar oraya salsınlar
-Yok, etsinler falan demiyor
-Demez , o da köpek hariç hayvan dostu
-Her türlü hayvan dostuyuz, özellikle sokak hayvanları var ya, kedi bile sevimli, geçen bizim kapının kedisi "tüylü" var ya, oturdum yanına elektriği atayım diye tüylerini okşuyorum o da mayışmış durumda, ben de dalmışım ,birden şimşek gibi vınladı ,ne ulan demeye kalmadı ,Kedici Emekli manken Serap ablaya doğru koşmaya başladı, bir görsen nasıl sürtünüyor
-Ne olacak yeğenim, Eminönü’ne gitmiştim Yeni Camii’nde abdest alırken ceketi çıkardım, abdest aldım kalktım namaza girdim, namazı kıldım dışarı çıktım ulan dedim hava soğuk, bir de baktım ceketim yok, evden ceketsiz mi çıktım dedim, düşündüm yok dedim kaşık düşmanı beni ceketsiz salmaz, hah dedim abdest alırken çıkarmışımdır hemen çeşmelere gittim
-Hemen mi?
-He, hemen, bir baktım yok
-Cebinde bir şey var mıydı?
-Takma dişlerim vardı
-Karakola mı gittin?
-O kadar da değil, bir de orada damı dalga geçsinler, bir size anlattım
-Biz dalga geçmeyiz dimi
-Siz geçin kızmam size bu olay sizinkilerin yanında bir şey değil
-Olmuyor ama
-Bırak bırak şimdi
-Dayı zaten bebek ağzı gibi olmuşun ne dediğini zor anlıyoruz, bir de bize çıkıntı yapıyorsun
-Tamam, tamam sen bu günlerde çok alıngan oldun bir şeylere kafayı takıyorsun ama anlayamadım, her şeyi dalgaya alıyorsun anlaşılmıyor senin derdin, bizimkisi damak belası seninkini anlayamadım
-Onun olayı derin dayı koy gitsin onun bunalımı sürekli, sen şimdi nereye gidiyorsun?
-SSK’ya gidiyorum, bakalım onlar ne diyecek?
-Eskisini getir amca derler?
-Hadi oradan zibidi,
-O zaman kalıbını getir derler!
-Sen bu bastonun tadını özledin herhalde
-Tamam, dayı tamam, çalan adamın dedesinin duasını almışsınızdır,
-Senin dişler başkasının ağzında yaşıyor, sen üzülme
-Ahh ! Dur be dayı, kırdın beynimi
--Sana da beynine de başlarım, beyni varmış gibi konuşuyor, bu da sana iyi gelir
-Geldi, geldi! Size nasıl yardımcı olabiliriz Mahmut Bey!
-Ne olacak yeğenim, Eminönü’ne gitmiştim Yeni Camii’nde abdest alırken ceketi çıkardım, abdest aldım kalktım namaza girdim, namazı kıldım dışarı çıktım ulan dedim hava soğuk, bir de baktım ceketim yok, evden ceketsiz mi çıktım dedim, düşündüm yok dedim kaşık düşmanı beni ceketsiz salmaz, hah dedim abdest alırken çıkarmışımdır hemen çeşmelere gittim
-Hemen mi?
-He, hemen, bir baktım yok
-Cebinde bir şey var mıydı?
-Takma dişlerim vardı
-Karakola mı gittin?
-O kadar da değil, bir de orada damı dalga geçsinler, bir size anlattım
-Biz dalga geçmeyiz dimi
-Siz geçin kızmam size bu olay sizinkilerin yanında bir şey değil
-Olmuyor ama
-Bırak bırak şimdi
-Dayı zaten bebek ağzı gibi olmuşun ne dediğini zor anlıyoruz, bir de bize çıkıntı yapıyorsun
-Tamam, tamam sen bu günlerde çok alıngan oldun bir şeylere kafayı takıyorsun ama anlayamadım, her şeyi dalgaya alıyorsun anlaşılmıyor senin derdin, bizimkisi damak belası seninkini anlayamadım
-Onun olayı derin dayı koy gitsin onun bunalımı sürekli, sen şimdi nereye gidiyorsun?
-SSK’ya gidiyorum, bakalım onlar ne diyecek?
-Eskisini getir amca derler?
-Hadi oradan zibidi,
-O zaman kalıbını getir derler!
-Sen bu bastonun tadını özledin herhalde
-Tamam, dayı tamam, çalan adamın dedesinin duasını almışsınızdır,
-Senin dişler başkasının ağzında yaşıyor, sen üzülme
-Ahh ! Dur be dayı, kırdın beynimi
--Sana da beynine de başlarım, beyni varmış gibi konuşuyor, bu da sana iyi gelir
-Geldi, geldi! Size nasıl yardımcı olabiliriz Mahmut Bey!
-“Muzo bize getirdiği tavuklu pilavı kendi bitirdi”
-Bu da ne yani?
-sabah dükkâna geldi, kahvaltı, çay falan yaptık öğlene kadar aldı bir kâğıt yazmaya başladı bizde muhabbet e daldık onu unuttuk ne yapıyorsun Muzo dedim oda başladı yazdıklarını okumaya; adam bütün muhabbeti yazmış okumaya başladı o an afalladık, neyse sıyrık ulan bu dedik geçtik bir süre sonra, neyse sıyrık ulan bu dedik geçtik bir süre sonra “ 38 tane Kemal Sunal filmi yazdım hadi 40 taneye tamamlayalım “ dedi, bizi de sardı bu soru başladık saymaya bir tane bile onun yazmadığı film bulamadık, neyse öğlen oldu “ben eve gideyim de annem tavuklu pilav yapmıştı kapayım getireyim yeriz “dedi ve gitti, bir süre sonra geldi pilavı getirmiş biz işlere dalmışız aklımıza pilav geldi “ nerde o pilav getir de yiyelim dedim O da “ pilavı yedim “ dedi, biz öyle kaldık,”ne yani ben getirdim ama yedim bitirdim” dedi ve “ ne yani ben buraya getirmeye gittim ve buraya getirdim, bundan sonrası pilav yiyenindir” dedi.
-ne demeli?
-Pilav yiyenindir, gelen pilav bekletilmez, tavuklu ise hiç beklenmez
-Durumdan fikir çıkarmak ta buna denir ve beş kitap gücünde fikirlerde uzakta değil yanındadır
- Muzo’da dır.ve Muzo kağıdı yine eline aldı Aydemir Akbaş’ın Filmlerini yazmaya başladı…
---Neyse ne yolla gitsin, sen blogun dibini eskilerle doldurdun, bizde üstünü dolduralım, ne yani blogculuk olayını daha da ciddiye mi alıyorsun?
---Ne ciddiye alması Ulan Deli, bu işin çivisini ilk çıkaranlardan biri benim, yoksa millet hala çok önemliymiş gibi okul ödevi yazar gibi blog yazıyordu, aman okunayım, aman yorum alayım, aman PR ım düştü, amanın şu amanın bu, şimdi ne oldu blogcular ,Facebook çıkınca alayınız arazi oldunuz ,şimdide tiwiter ,kuş cik ciklemesi çıktı ooh işler acayip güzel
---Tamam, ulan uzatma, sırf senin yüzünden blogculktan bezdi be, yeter ulan ne diyeceksen de
---dediğim gibi “No refleks, yes sindirim” dedim, başta anlamadı, bende anlattım, doktor bey dedim “ Allaha şükür yılan bile yesem hazım ediyorum sindirim sistemim çok iyi ama ayıptır söylemesi parmak bile atsalar tepkisizim, hani reklamlardaki gibi bana bi Halley oluyor diyor ya aynen öyle, nedir bu durum?”
---EE doktor ne dedi?
---doktor “çok zamandır bu şikâyetten gelen olmamıştı şu aralar bayağı gelen var ve bende yapacağım bir şey yok, yediklerinize dikkat edin diyorum”
---Tabi kardeşim mide, mide değil değirmen mübarek, keşke sindiremeyip kussan en azından doğal reflekslerin, tepkilerin kaybolmaz, gerçi fazla yılan yersen bünyeyi bırak tepkisizliğe tamamen rahmetli bile olursun aman ha
---Biz buna tatlı tatlı yemenin acı acı s.çması olur falan da deriz
--- O laf bu gibi vatandaşlara az gelir kardeşim,
---Kim bu vatandaş dediğin, doktor muhabbeti; ayar çekme miydi?
--Yes be kardeşim yes, olaya zart diye girmemek lazım ; “Toplumda hazım güçlendikçe tepki azalır ve bunda suç yediklerinde değil senin salaklılığındadır” diye bir sosyolojik yasa olup olmadığınıbilemediğimden;önce top gezdirdik
--- Madem bu kadar affedici idin bu kadar koparılan, soldurulan fidanların ne suçu vardı? ,Dağdakilere bu kadar merhametli idin, şehirdekilerin tehdidi daha mı ciddi idi?
---Sen de bayağı merhamet beklermişsin bizim haberimiz yokmuş!
---Sen de haklısın ama benimkisi aslında zamanında anlattığım şehrin akıllısının köylünün kurnazına nasıl tuş olduğudur
---Bu biraz da yönetenlerin ayarının şehirlere göre yapılandırılması ile ilintili
---Şehrin muhtarı ile köyün muhtarı da diyeli biliriz, işte bizim için için kıllandığımız durum aslında bununla da ilintili
---Yani dağdakilere burun kıvıran şehir aydınının “ne oldu be !” şaşkınlığı mı?
---Hem o hem de kanıksanan sürecin birden hızlanması karşısında şaşkınlık,
---Esasen açık olmayan şeylerin her zaman verdiği kıllanmadır ve bu kıllanma çoğu zamanda haklı çıkar,
--- Kokusu da çıkar mı?
---koku dert değil beni harbiden uyuz eden; başlık da yazdığımdır” Madem bu kadar affedici idin !” ve onca yıllar ve onca canlar ve o günleri dizilerden başka anlatacak kimselerin bile kalmamasıdır
---Anlat o zaman
---Dinleyeni olmayan ihtiyarın elindeki baston kadar bile işe yaramaz anlatacaklarım,
--- Boş kalmasın diye salladık. Far yemiş tavşan gibi olana bitene bakıyoruz, yoksa yazılacak konuşulacak günler mi bilmem ama tek kaşın tanlın ortasına kadar kalkacak günlerdeyiz
--- ne kadar da hızlı açılıyorlar, bu ne hız kardeşim, sanki bir taraflarına neft yağı sürülmüş gibi, o açılım senin bu açılım benim, sabah erken kalkmasak gündemi kaçıracağız
--- İşte bu sabah onda kalktım bir bakıyorum adamlar dağdan inip sınıra geliyorlarmış ve zafer kazanmış askerler gibi karşılanacaklarmış
---Hatta mecliste bile konuşacaklarmış diye bir yerlerde okudum
---Erken kalkmalı erken
---Ne o darbe mi yapacaksın; fii tarihte erken kalkan darbe yaparmış memleketin birinde
--- Yok, be o değil; Orhan ustanın atölyede sabah kayıntısını kaçırmamak lazım, Ramazan ayı geçti kayıntılar başladı,
---Ramazan ayı somut şartların orucunu tutmuştun zaten, şimdi yine göbeklenmeye başladın
---Aynen; makarna, çorba, ekmek ve bol çay ne yapar?
---Yapsın be Deli Yapsın zengin gösteriyor buna da şükür et
---Sen de neredeyse Umre vaktine gelmiş gibi konuşma dalmayayım elindeki kaleme
--- Herhalde kardeşim ya Umreye yakın olacaksın ya da ameliyata
--- O da ne? Umreyi anladık da bu ameliyat da ne?
--- Kestirme anlamında
---Hadi ya; o kadar da değil
---Bilemem çok varmış bıçağa yatan
---Eksik olmak da farklı bir felsefe, bazıları safraları aldırır rahatlar, bazıları da safraları sırtında taşır rahatlar
Senin gibi Güzel İnsanları Bu ülkeden kaçıran; o Adi borç batağı Sistemine lanetler olsun !
---Kahrolsun be, kahrolsun, bu insan şudur, budur, bilmem ama bildiğim, gördüğüm kadar güzel insandı, inan hiç bir dizi filme bakmam bir tek bu insanın filmine bakardım, aynen o dizideki gibi oldu kaderi, yapamadı, düzeltemedi...
-- Ayrıntıları bilmeden daldın yazıyorsun, sonra başka şeyler çıkmasın
---Çıkarsa çıksın be Özkan. Biz yüreğimizden yazıyoruz, bilmek falan tıraş, biz öyle hissettik böyle yazdık, o kadar...
--İşimizmiş gibi blog yazma olayı var ya, işte bunun verdiği psikopatlık, bazılarından duyuyorum aynılaşmaya başladınız diyorlarmış,
--Nasıl?
--Deli tarzı, sokak tarzı, mahalle tarzı
--Mahalle tarzı? Mahalle kaldı mı?
--Mahalle kaldı, kaldı ama üzerindekiler bir yıldan fazla kalamaz oldu, kan değişimi sürekli ve kalanların kanı aynı kan değil, bizde aynı kanmış gibi yazmaya devam ediyoruz, mahalle baskısı falan demeyeyim ama sürekli aşure kazanının bir kepçe ile karıştırılması var, bu gün burada yarın orada öbür gün yine burada
--Sürekli kalanlar yok mu?
--var, var ama eski muhabbet yok, muhabbet kalmadı, muhabbet adamları kalmadı, adam gibi konuşan kalmadı
--Hani sokaklara taşalım diyordun ya, sokaklara taşıldı sokaklar kaldırımlar masa doldu
--Evet, bu sigara yasağı Milleti sokaklara attı, ne diyelim her şey de bir hayır vardır mı diyelim.
--Bu millet alışan mille, buna da alıştılar m?
--Ben kışın gelmesini merakla bekliyorum, bakalım o soğukta, yağmurda, karda ne yapacaklar
--Donan ellerini ovuşturarak içerler mi?
--Benim için problem yok
--Sokaktayız diyorsun
--Hep sokakta idik
--İnadına içeri girelim mi?
--Hem saçma, hem de gereksiz bir muhabbet uzatması bu, ve benim için hiç de şaşırtıcı bir durum değil, ekmeği elinden alındığında sesini çıkamayanlar sigarası elinden alındığında mı zart zurt edecekler
>>> O yüksek binalar var ya, işte onlarında yıkıcıları var geçenlerde belgesel kanalların birinde; Kanadalı ağaç kesicileri gösteriyor adam almış elektrikli testereyi dayamış ağacın dibine daha yarasını bile kesmeden küt indiriyor ve ağaç kesenin karşı tarafına devriliyor İşte o an o yüksekli uzunluk oluyor ve metreler olan yükseklik santimler oluyor. Onu kesene tepeden bakan ağaç baltanın dibine iniyor
<<<>
>>> Mesajı koyalım mı?
<<<>
>>> Ya tepeden bakmayacaksın ya da devrilmeyeceksin
<<<>
>>> Aslında bu hikâyenin sokak versiyonu bizim Demirci Kazımın anlattığı gibidir; O söyle demişti TV de 1.80 lik mankenleri görünce “ boş ver be abi sen bakma o mankenlere, baltanın teki alır devirir yatağa ve yükseklikler aynen sıfırlanır
Annesi Ruhan Özbek: Tüm Türkiye'nin oğlumun arkasında olduğuna inanıyorum.
Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn'a Bilgi Üniversitesi'ndeki konferansı sırasında ayakkabı fırlatan Selçuk Özbek'in annesi Ruhan Özbek, CNN TÜRK'e konuştu, "Eylemi onaylıyorum" dedi.
Özbek, "Oğluma yapılan muameleye üzüldüm ancak yaptıklarını onaylıyorum. Oğlum tartaklandığında acı çektim. Herkesin oğluna üzüldüğü gibi. Oğlum haksızlıktan hoşlanmaz. Vicdanlı biridir.
Şu anda avukatları konuyla ilgileniyor. Protestonun yapılacağından haberim yoktu. Oğlumun eylemeni destekliyorum ve onaylıyorum. Haksızlığa karşı olan her şeye ben de katılıyorum. Herkes kendi açısından ne yapabiliyorsa yapsın.
Sabah evden her zamanki gibi çıktı. Bu tip şeyler anlık da gelişebilir. Oğlum işletme okuyor. İki kişi üstüne çıkmışlardı. Öyle bir görüntü var. Tutmuşsunuz, götürüyorsunuz zaten. Ağzını da kapatmışsınız. Üstüne abanmaya ne gerek var. Vicdanı olan herkesin IMF’ye cevabı vardır. Tüm Türkiye’nin oğlumun arkasında olduğunu düşünüyorum." dedi."
>>> Böyle iyi, amaçsız, boş, emekli Rüstem efendi gibi iyi
<<<>
>>> Neler olacaktı? Neler hayal ediyorduk, neler olacak diyorduk, ne kadar da zemberektik
<<<>
>>> O günlerin O gün olması o tatta olması, bu günlerin tadının olmadığı anlamına gelmez ama bu durum;baklavadan sonra yenen karpuzun kabak tadı gibi hissedilmesi durumu, , şimdiki kardeşlerin yediği karpuzların tadı tabii ki tatlıdır, çünkü onlar sadece bu karpuzu gördüler.
<<<>
>>> Yine yemek lazım, kabak gibi de olsa yemek lazım!
<<<>
>>> İşte geldik gidiyoruz, hoşça kal kardeşim Deniz hesabı.
<<<>
>>> Hem yayıl, hem de koy ver gitsin, biz zarları attık gele geldi, tekrar attık olmadı bunda zarın suçu ne?
--Yine yazının nereye gideceğini bilmeden devam etmek
--Bu ekmek bıçak ilişkisinden bahsedelim
--Burada ekmeğin kolay kesilmesi bıçağın mahareti olarak gösterilirse suç da ekmeğin mi oluyor?
--Evet, suç ekmek olmakta olursa ve kolay kesilmekle suçlanırsa, bıçağında bunda övünecek bir şeyler bulması, bıçağın da inek gibi havaya girmesi
--İşte olayın asıl salaklığı bu benzetmeyi halk ile ona zulüm yapan, iğrenç tezgâhlar kurgulayan iktidarlarla yapanlar da aramak lazım
--Neymiş efendim yapılan tüm bu tezgâhlara nasıl gelinmiş de sol bu hale gelmiş
--Evet, bizler ya da bizim ağabeylerimiz ne kadarda salakmışız
--Aslında bu; biraz kaba olacak ama orgazm sigarası gibi bir şey, gecikmiş de olsa defalarca yakılan sigaralar ve bu artık rahat rahat gerinerek her ortamda bizlere yani; “salak halka “, kafamıza vura vura böbürlendikleri iğrenç bir propaganda.
--Biz ne ekmeğiz ne de onlar bıçak.
--Peki, iğrenç de olsa gerçeklik payı yok mu?
--Ver tabi var, ne derler söyleyene değil söyletene bak,
--Söyletmemiz lazımdı, başta dediğimiz gibi biz de inek gibi havaya girdik, girmedik diyemeyiz.
--Şimdi o günlerin özeleştirisini yapmak bize düşmez, bunu yapacak olanlar çocuklarının özel okul seçimlerini bile yapamıyorlar, çocuklarının bile solcu olmasını başaramıyorlar
--Aman ha sokağa düşmesin de ne olursa olsunlar derdindeler, kendilerinin sokak hayatları beyinlerine yapışmış bir travma ya! O travmayı çocuklarına yaşatmak istemiyorlar
Not ;Kullanılan müzikler ,Bilgisayarda başka müzik olmadığından dolayı seçilmiştir,gerçi bu videoya seçilmek onların değerini düşürür mü bilinmez ama bizim de değerimizi arttırmaz...
“Sayın seyirciler 12 Eylülü UNUTMADIK, Reklamlardan sonra devam edeceğiz.
“sayın seyirciler aykırı sorularda 12 Eylülü tartışıyoruz şimdi reklamlara gidiyoruz daha sonra az bir zamanımız kalacak diğer programlara gideceğiz”
--- Hayda ne oldu yahu bir an eskilere gittik meselenin göbeğine dalıyorduk ne olacak şimdi
--- Reklamlardan sonra devam edeceğiz abi
---Demek ki şimdi harbiden kitleleri arkasına almış giden gençlik hareketi olsa rahat sponsor bulur rahat her şeyi finanse eder
---ya da eskiden asılan afişlerin, pankartların alt köşelerinde, reklamlar falan olurdu
---ne bu şimdi abartmanın sınırlarını zorlamak mı?
---Sermayenin cinliğini anlatmak mı?
---yarın 12 Eylül ve biz sadece yazıyoruz
---ve 12 Eylülü anmak durumu olmasa idi yazma işi de bitmişti
-- yazma işinin de eski hızıyla ve tadı ile süreceğini de sanmıyorum.
--”sel var, yağma var, İnsanlık öldüüü, yabancı TVlerde de gösterildi, insanlıkta sınıfta kaldık, rezil olduk “ gibi şahane malzemeler var yazmayacak mısın?
--Hadi yürü ya.
--yazamıyorsun ,daha şarj olmadın mı? Eskisi gibi çabuk şarj olmuyorsun